Kendin Olma ve Kendini Bulma Sanatı – MAG Haziran 2017 Köşe Yazısı

KENDİNİ BULMA VE KEŞFETME SANATI

NE OURSAN OL KENDİN OL!

En son ne zaman kendinizi şımarttınız ya da kendinizi ödüllendirdiniz?

Ne yaparsanız yapın, her nereye giderseniz gidin, ne isterseniz isteyin, kiminle birlikte olmak isterseniz isteyin tek bir amaç vardır o da ortak sesimiz “mutluluğu bulmak”. Bu arayış sebebi ile son 10 yılda bu konuyla ilgili bir sürü kitaplar, seminerler, kurslar, atölyeler, iç sesi bulma çalışmaları, terapiler vs..  İnanılmaz bir şekilde popülerleşti ve o eski mutluluğunuzu size yeniden hayata döndürme vaatleriyle hayatımızda önemli bir yer edindi. Bunlar bir yana işin mucizesi sizin içinizde elbette.

Önce ne olursan ol kendin ol, mutluluk ve o özlediğiniz eski benliğiniz size tekrar dönecektir.

Şu soruları sorun kendinize lütfen  “Mutluluk nedir?”, “Özgürlük benim için ne anlam ifade ediyor?” ve “Öz’ü yaşıyor muyum?”  Bu soruların cevaplarını net bir şekilde tespit edersek ve birbirleri ile nasıl bir ilişki içinde olduklarını görürsek o zaman gerçek ve güçlü mutluluğa ulaşabiliriz.

Hep kendimize “Bugün nasıl mutlu olabilirim?” sorusunu yöneltiyoruz. Ancak kendimize “Peki neden şimdi mutlu değilim?” sorusunu içtenlikle sormayız. Bu öğrenilmiş bir negatif arayış şeklidir.

Gerçeklik konusunu hep yanlış noktadan ele alıyoruz bizim için ikincil gerçeklik dediğimiz dış dünya hep öncelikli ve bizi yöneten kısım, bu önemli bir hata aslında. Birincil gerçekliğimizi hep geri plana itiyoruz yani iç dünyamız ve bilinicimizde yaşayanları. Genelde çoğumuz ikincil gerçeklikle birincil gerçekliği karıştırıyoruz ve yine öğrenilmişlik nedeniyle sıklıkla bu karmaşayı yaşıyoruz. Durmaksızın değiştiğimizi unutmayalım, her noktada değişimi yaşıyoruz. Birazcık içsel evrenimizin yörüngesinde olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor.

Dış dünya zevkten, iç dünya mutluluktan

‘Hissettiklerimizin’ dış dünyadan, dış çevremizden yani ikincil gerçeklikten kaynaklandığını düşünür hatta buna inanırız. Bu dünya bizim kontrolümüz dışında maalesef ve gelişmeleri kontrol edemiyoruz. “Mutlu olduğumuz anlarda” bunun bizi dıştan içe beslediğine inanırız. Bu bizim mutluluk ve zevki ayıramadığımız için yaşadığımız anlık duygu uyaranlarıdır.

İşte bu yüzden dış dünyadaki yaşadıklarınızı esas gerçeklik sanırsanız ve mutluluğunuzun bu yüzden olduğuna inanırsanız mutluluk diye zevki kovalamaya başlarsınız. Hal böyle olunca er ya da geç kendinizi mutsuz etmeniz artık kaçınılmazdır.

Zevk almak çok güzel bir şeydir ancak “gerçek mutluluk” değildir. Sadece kısa sureli bir heyecandır!

Farkında olmadan Hedonist bir kişi haline dönüşebiliriz, Hedonist kişi;  mutluluğun sadece zevkle olabileceğine inanan kişidir.

Başkası olma, kendin ol, böyle çok daha mutlusun 

  Bugün kendin olmak için ne yaptın?

Başkalarının mutluluğu ile başkaları için yaşayan biri olarak bundan beslenmeye ve buna kendimizi adamaya başladıysak kendi enerji kaynaklarımızı tüketiyoruz ve mutsuz bir hayata doğru yol alıyoruz demektir.

Bize her zaman bir işe girmemiz, para kazanmamız,

aile kurmamız, belli bir hayat standardına sahip olmamız öğretildi.

Bağımlı hale getirildik ve ruhumuzun özgürlüğünü kaybetmeye

başladık

– Makam sevdası, güç sahibi olma, bol para, gayrimenkul ve mal-mülk,

prestij ve benzer şeyler için benliğimizi kaybetmeye başladık.

Bugün aktivist yaşamaya karar verenler, doğaya dönenler,

tüm mevki ve hırslarından sıyrılanların sayısının artması bunun

bir hastalık seviyesine ulaştığından ve bunlardan kurtulup gerçek

mutluluğu arayanların bunun farkına varmasından kaynaklanıyor.

Onların bize ancak geçici zevkler sağlayabileceğini fark etmeksizin, onları mutluluk kaynağımız olarak görüyoruz. Bu kavramları kullanarak kendimize yanlış kimlik algıları yaratıyoruz. Esasında fark etmediğimiz şey; kendimizi, bilincimiz içine yine kendimizin yarattığı bir hapishane hücresine kapatıyor oluşumuz. Sonra da bunları kaybetmenin korkusuyla ne kadar çok zamanımızı telef olarak geçiriyoruz. İşte bu yüzdendir ki, hepimizin hayatında çeşitli düzeylerde de olsa kaygı mevcuttur.

Kaygı, gerilim, endişe hepsi de korkunun, kaybetme korkusunun birer biçimidir. Korku ise mutsuzluğa eşdeğerdir.

Aynada ki kim?

Zor olan aynada gördüğünüz kişinin SİZ olduğunuz düşüncesinden kurtulmanızdır. O siz değilsiniz! O sadece sizin fiziksel yansımanız ve ÖZ dediğimiz şey malesef fiziksel bir görüntü değildir. Bu nedenle insanlar aynalardan kaçmaya başladılar kendilerinin gözünün içine bakmaktan korkar oldular çünkü aynadıkinin kendileri olmadığını görüyorlar!

Artık neden mutsuz olduğunuzun farkındasınız. Mutlu olmak için öncelikle tamamen özgür olmanız gerektiğini biliyorsunuz, tamamen özgür olmak içinse, olmadığınız şeylerde kaybolmamaya çalışmalısınız.

İşte bu yüzden eski arkadaşınız olan ‘Sabır’ı yeniden kendi ‘öz’ünüz olma yolculuğunda size eşlik etmesi için davet etmelisiniz.Başkalarının mutluluğu için enerji harcadığınız en yakın zamanı düşünün? Kendinizi nasıl hissetmiştiniz?Hemen yarın ya da en yakın gün kendinize ait birkaç dakika belirleyin ve gerçek mutluluğunuzu harekete geçirecek bir şey yapın.

Deneyimlediğimiz tüm anılar aslında dış çevremizdir. Yani aslında beynimiz çevremize denktir. Eğer biz aynı düşüncelerle işlem yapmayı sürdürürsek aynı gerçekliği üretmeye devam eder yani kendimiz olma alışkanlığını sürdürürüz. Beyin, çevremize denktir demiştik. Öyleyse beynimi (ve kendimi) aşmak için çevremden büyük düşünmem gerekir. İşte bu da bizi ikinci alışkanlığa yani vizyona getirir. İş hayatında, sporda, bilimde iz bırakanlar kendilerini bir vizyona adamış olanlar, zihinleri mevcut çevrenin ötesinde olanlar.

Hep kendimize yeni bir şeyler eklememizin ne kadar önemli olduğunu söyleriz, aslında daha önemlisi

Kendimde işlevsel olmayan neyi bırakmalıyım? sorusudur.

İnsanlar gerçek beni kabullenmediği zaman yaşadığı hayatı da kabullenemez. Bu yüzden olmak istediğimiz hayatı taklit ederiz. Mış gibi yaşarız bunu eğitmek için duygusal sabır göstererek azimli olmamız gerekir ve eski bizi engelleyen kalıplardan kurtulup yenisi ile yer değiştirmemiz gerekir.

Kendinize sorun hayatınızdan memnun musunuz? Beklentiler ve hayalleriniz doğrultusunda haytınızda bazı değişiklikler yapmak istiyor musunuz? Cevabınız evet ise; unutmayın her şey siz de başlar bu yüzden kendinizle yüzleşin ve gerçek beni bulun o size neler istediğini ve sizin neleri değiştirmeniz gerektiğini zaten söyleyecektir Yeter ki siz kendiniz ile yüzleşmeye cesaret gösterin.

Düşüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar. O yüzden düşüncelerine hükmeden hayatına hükmeder.

Beklediğinizi elde edemeyip yüz üstü yere serilmiş olabileceğiniz gibi elinizden gelen her çabayı gösterebilmek için çok fazla arkaya bükülmüş de olabilirsiniz” der ,

James Thurber

mag haziran 2017

 

 

 

 

 
 
previous next
X